Borsa, Hisse ve Fon Zekâtı (BIST)

Hisse senedi, yatırım fonu ve ETF zekâtı büyük ölçüde bu varlıkları neden elinizde tuttuğunuza bağlıdır: kısa vadeli kâr için hisse alıp satan bir aktif yatırımcı (trader) elindeki hisselerin tüm piyasa değeri üzerinden zekât öder; oysa temettü ve büyüme amacıyla hisseleri uzun vadede elinde tutan bir yatırımcı, genellikle yalnızca şirketlerin zekâta tabi varlıklarına karşılık gelen kısım üzerinden zekât öder. Bu oran, çağdaş âlimlerin ve İslami finans kuruluşlarının büyük ölçüde uzlaştığı “yüzde 30 kuralı” ile tahmin edilir. Hangi kategoriye girdiğinizi ve doğru yöntemi nasıl uygulayacağınızı anlamak; bir aracı kurum hesabı, emeklilik hesabı veya endeks fonu üzerinden yatırım yapan herkes için önemlidir.

Bugünkü Zekât Nisabı (Altın Standardı)

Temel ayrım: alım satım (trading) ile uzun vadeli yatırım

Klasik zekât fıkhı, kısa vadeli kâr amacıyla alınıp satılan hisseleri (bir tüccarın malı gibi) uzun vadede temettü, büyüme veya emeklilik birikimi amacıyla elde tutulan hisselerden farklı ele alır. Fiyat hareketlerinden kâr etmeyi umarak düzenli olarak hisse alıp satan bir gün içi yatırımcı (day trader) ya da sık alım satım yapan biri, tıpkı bir esnafın stoklu malı gibi ticaret malı sahibi sayılır ve elindeki hisselerin güncel piyasa değerinin tamamı üzerinden zekât öder. Yıllarca şirket hisselerini elinde tutan, kısa vadeli fiyat dalgalanmalarından değil şirketin gerçek büyümesinden ve temettülerinden faydalanmayı amaçlayan uzun vadeli bir yatırımcı ise farklı değerlendirilir: çünkü bir hisse senedi, hem zekâta tabi varlıklara (nakit, stok, alacaklar) hem de zekâta tabi olmayan varlıklara (fabrikalar, ekipman, gayrimenkul, maddi olmayan duran varlıklar) sahip gerçek bir şirketteki kısmi ortaklığı temsil eder; dolayısıyla yalnızca şirketin zekâta tabi varlık kısmı fiilen zekâta konu olur.

Yüzde 30 kuralı açıklaması

Çoğu bireysel yatırımcı, her bir şirketin varlıklarının ne kadarının nakit, stok ve alacaklardan; ne kadarının ise sabit kıymet ve maddi olmayan duran varlıklardan oluştuğuna dair şirket bazında ayrıntılı bir döküm elde edemediği için, çağdaş âlimlerin çoğu ve İslami finans standart belirleyici kuruluşları (AAOIFI ile uyumlu metodolojiler dahil) pratik bir yaklaşım benimsemiştir: uzun vadeli bir hisse senedi portföyünün piyasa değerinin yaklaşık yüzde 25 ila 30’unu zekâta tabi kısım olarak kabul etmek. Bu oran, halka açık tipik bir şirket içindeki likit ve zekâta tabi varlıkların makul bir ortalama tahminini yansıtır. Bu yaklaşıma göre, 200.000 TL değerinde uzun vadeli hisse senedi yatırımınız varsa, tüm 200.000 TL yerine yaklaşık 50.000 ila 60.000 TL’ye (yüzde 25 ila 30’u) standart yüzde 2,5 oranında zekât uygularsınız. Bazı İslami finans tarama hizmetleri ve Şer’i uyumlu fon sağlayıcıları, gerçek finansal tablolara dayalı olarak şirket veya fon bazında daha kesin bir zekât yüzdesi yayınlar; bu veri mevcutsa, sabit yüzde 30 kuralından daha isabetlidir ve mevcut olduğunda tercih edilmelidir.

Tam piyasa değerinin kullanılması gereken durumlar

Tam piyasa değeri yöntemi, hisselerin uzun vadeli yatırım yerine aktif alım satım amacıyla elde tutulması durumunda geçerlidir. Bir vergi yılı içinde sık sık alım satım yapıyorsanız, kısa vadeli bir fiyat artışını bekleyip kârla satmak üzere hisse tutuyorsanız veya portföyünüzü bir tüccarın stoğu gibi ele alıyorsanız, zekât tarihinizdeki elinizdeki hissenin piyasa değerinin tamamı zekâta tabidir; tahmini bir zekâta tabi varlık yüzdesi değil. Bunun nedeni, aktif olarak alınıp satılan hisselerin ekonomik olarak uzun vadeli bir ortaklık payından ziyade ticaret malı (urûd et-ticâre) gibi işlev görmesidir; tıpkı bir dükkân sahibinin satılık stoğuna uygulanan değerleme ilkesi burada da geçerlidir: değerin bir kısmı değil, güncel piyasa değerinin tamamı hesaba katılır.

Yatırım fonları, endeks fonları ve ETF’ler

Çeşitlendirilmiş yatırım fonları, endeks fonları ve borsada işlem gören fonlar (ETF’ler), bir fonun basitçe altta yatan şirket hisselerinden (tahvil fonları için ise faiz sorusunu gündeme getiren borç araçlarından) oluşan bir sepet olması nedeniyle, bireysel hisselerle aynı uzun vade-alım satım ayrımına tabi tutulur. Uzun vadeli büyüme amacıyla tutulan geniş bir hisse senedi endeks fonu için, fonun toplam piyasa değerine yüzde 30 kuralı (veya Şer’i uyumlu bir fon sağlayıcısının yayınladığı daha kesin bir yüzde) uygulanır. Sık sık alınıp satılan fonlar için tam piyasa değeri geçerlidir. Türkiye’de Katılım Endeksi (BIST Katılım) kapsamındaki İslami/Şer’i uyumlu hisse senedi fonları, aşırı borçlu, faiz gelirine dayalı veya caiz olmayan iş faaliyetleri yürüten şirketleri özellikle eler; birçoğu yatırımcılar için kendi önerdiği zekât yüzdesini yayınlar ve bu, fon tarafından sunulduğunda genel yüzde 30 tahminine tercih edilmelidir.

Katılım Endeksi hisseleri ve BIST’te Şer’i uyumluluk

Borsa İstanbul’da (BIST) işlem gören ve Katılım Endeksi’ne (BIST Katılım 30, BIST Katılım 50 gibi) dahil edilen hisseler, faizli borç oranı, faiz geliri oranı ve gayri caiz faaliyet geliri oranı gibi ölçütlere göre önceden taranmıştır. Bu tarama, bir hissenin zekât hesaplaması açısından işini kolaylaştırır ama zekât yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz: Katılım Endeksi’nde yer alan bir hisse dahi, yukarıda anlatılan uzun vade-alım satım ayrımına göre değerlendirilir. Uzun vadeli tutuluyorsa yüzde 30 kuralı, aktif alım satıma konu ediliyorsa tam piyasa değeri esas alınır. Bazı katılım bankaları ve portföy yönetim şirketleri, Katılım Endeksi hisselerini içeren fonlar için kendi zekât hesaplama oranlarını yayınlamaktadır; bu oranlar mevcutsa genel tahminden önce tercih edilmelidir. Endekse dahil olmak, şirketin borç ve faiz oranlarının kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı anlamına gelir; ancak zekâta tabi varlık oranı endeksten endekse ve şirketten şirkete farklılık gösterebileceğinden, mümkün olduğunda şirkete özgü veriye bakmak daha isabetlidir.

Değerleme tarihi ve hisse fiyatının belirlenmesi

Zekât hesaplaması için kullanılacak piyasa değeri, sizin zekât tarihinizde (havelan yılı dolduğunda) geçerli olan kapanış fiyatı üzerinden belirlenir; yıl içindeki en yüksek veya en düşük fiyat değil, o güne ait fiyat esas alınır. BIST’te işlem gören hisseler için aracı kurumunuzun hesap özetindeki güncel piyasa değeri genellikle yeterlidir; yurt dışı borsalarda işlem gören hisseler için ise ilgili borsanın kendi para biriminden fiyatı alınıp, yukarıda anlatıldığı gibi zekât tarihindeki kurdan TL’ye çevrilmelidir. Aynı gün içinde fiyat dalgalanması yaşanıyorsa, günün kapanış fiyatını kullanmak en tutarlı ve yaygın kabul gören yaklaşımdır; bazı yatırımcılar günün ortalama fiyatını tercih eder, ancak kapanış fiyatı hem hesaplaması kolay hem de aracı kurum raporlarıyla uyumlu olduğu için pratikte daha çok tercih edilir. Birden fazla aracı kurumda dağınık hesaplarınız varsa, her hesabı ayrı ayrı değerleyip toplamak, tek bir hesaba bakıp diğerlerini unutmaktan daha güvenlidir.

Halka arz (IPO) öncesi ve kilitli hisseler

Halka arz öncesi bir şirkette çalışan olarak veya özel bir yatırım turu yoluyla edinilen hisseler, henüz halka açık bir piyasada işlem görmüyorsa, güncel piyasa değerini belirlemek zorlaşır. Bu durumda, şirketin en son değerleme turundaki (funding round) fiyatı veya bağımsız bir değerleme raporu makul bir tahmin sağlayabilir; hiçbir güvenilir değerleme mevcut değilse, maliyet değeri (satın alma veya edinme bedeli) üzerinden zekât hesaplamak, hiç hesaplamamaktan daha ihtiyatlı bir yaklaşımdır. Halka arz sonrası belirli bir süre satışı yasaklanan kilitli hisseler (lock-up dönemi), mülkiyet açısından tam olarak sizindir ve zekâta tabidir; satış üzerindeki geçici kısıtlama, mülkiyetin kendisini değil yalnızca likiditeyi etkiler, dolayısıyla lock-up döneminde de zekât yükümlülüğü devam eder.

Kısa pozisyonlar ve türev araçlar

Açığa satış (short selling) yoluyla elde tutulan pozisyonlar ve opsiyon, vadeli işlem gibi türev araçlar, klasik zekât fıkhının doğrudan ele almadığı modern finansal araçlardır ve çoğu çağdaş âlim bunları spekülatif araçlar olarak görüp caiz olup olmadıkları konusunda ihtiyatlı yaklaşır. Zekât açısından, eğer bu tür pozisyonlar caiz kabul edilen bir çerçevede tutuluyorsa, dönem sonunda pozisyonun net nakit değeri (kapatılması halinde elde edilecek tutar) zekâta tabi bir varlık olarak değerlendirilebilir. Ancak bu araçların hem fıkhi cevazı hem de zekât muamelesi tartışmalı olduğundan, türev araç kullanan yatırımcıların genel bir kural yerine kendi durumları için özel bir fetva alması önerilir.

Örnek hesaplama: uzun vadeli yatırım ile aktif alım satım

Bir yatırımcının, üç yıldan uzun süredir elinde tuttuğu 600.000 TL değerinde çeşitlendirilmiş uzun vadeli bir hisse senedi portföyü ve ayrıca birkaç haftada bir aktif olarak alım satım yaptığı ayrı bir aracı kurum hesabında 100.000 TL değerinde hisse bulunduğunu varsayalım. Uzun vadeli portföy için yüzde 30 kuralı uygulandığında zekâta tabi taban 180.000 TL (600.000 TL’nin yüzde 30’u) olur ve bunun yüzde 2,5’i 4.500 TL’dir. Aktif olarak alım satımı yapılan hesap için ise 100.000 TL’lik piyasa değerinin tamamı zekâta tabidir; bunun yüzde 2,5’i 2.500 TL’dir. Yatırımcının elindeki diğer zekâta tabi varlıklara (nakit, altın, ticari varlıklar) ek olarak, yalnızca hisse senedi varlıklarından doğan toplam zekât borcu 4.500 TL + 2.500 TL = 7.000 TL’dir.

Temettüler (kâr payı) ve yeniden yatırılan gelir

Nakit olarak alınan temettüler (kâr payı), tahsil edildikleri anda sıradan nakit sayılır ve zekât tarihinizde diğer zekâta tabi nakit varlıklarınızla birleştirilir. Otomatik olarak ek hisse satın almak üzere yeniden yatırılan temettüler, mevcut hisse senedinizin piyasa değerini basitçe artırır ve zaten gelecek yılın değerlemesinde doğal olarak hesaba katılır; yeniden yatırım işleminin kendisi için ayrı bir zekât ödemesi gerekmez, çünkü değer zaten yıllık hesaplamada kullanılan daha yüksek hisse sayısına veya hisse fiyatına yansımıştır.

Emeklilik hesapları ve BES ile ilişkisi

Standart, serbestçe erişilebilir bir aracı kurum hesabında tutulan hisseler ve fonlar, yukarıdaki yöntemlerle diğer zekâta tabi yatırımlarla aynı şekilde değerlendirilir. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) gibi para çekme kısıtlaması veya cezası bulunan bir emeklilik hesabında tutulan hisseler ise erişilebilirlik açısından ayrı bir soru gündeme getirir; bu konu sitemizin emeklilik ve BES hesapları hakkındaki ayrıntılı rehberinde daha kapsamlı ele alınmıştır. Kısacası, birçok âlim şu anda (cezalar düşüldükten sonra) erişebileceğiniz kısım ile kilitli, erişilemeyen kısım arasında ayrım yapar; ancak görüşler farklılık gösterebileceğinden, yapılandırılmış emeklilik ürünleri için özel bir görüş alınması önerilir.

Tahvil, sukuk ve faiz sorunu

Konvansiyonel tahviller ve tahvil fonları, İslami finans ilkelerine göre caiz olmayan bir gelir türü olan faiz (riba) öder; bunların elde tutulması, olağan zekât hesaplamasından ayrı bir arındırma (tathir) sorusunu gündeme getirir: birçok âlime göre konvansiyonel tahviller hiç yatırım olarak elde tutulmamalıdır; elde tutuluyorsa (örneğin miras yoluyla veya hüküm öğrenilmeden önce alınmışsa), elde edilen faiz geliri zekât hesabında bir oran meselesi olarak değil, tamamen hayır kurumuna bağışlanarak arındırılmalıdır. Tahvilin faiz niteliğinden arındırılan anapara değeri ise size borçlu olunan bir alacak olarak yine zekâta tabi olabilir (bu konuda sitemizin borçlar ve zekât rehberine bakınız). Faiz yerine gerçek varlıklara veya kira sözleşmelerine dayalı olarak yapılandırılan sukuk (İslami tahvil) bu sorunu ortadan kaldırır ve zekât açısından genellikle bir hisse senedi veya fon varlığı gibi ele alınır; çünkü faiz getiren bir borçtan ziyade gerçek varlıklarda ortaklığı temsil eder.

Çalışan hisse opsiyonları ve kısıtlı hisse senetleri

Çalışan hisse opsiyonları ve kısıtlı hisse senedi birimleri (RSU), hak ediş (vesting) gerçekleşip hisselerin gerçek ve kısıtlamasız mülkiyeti size geçene kadar genellikle zekâta tabi değildir; çünkü hak edilmemiş bir tahsis, şu anda serbestçe sahip olduğunuz bir servet değil, koşullu bir gelecek hak talebidir. Hak ediş gerçekleştikten sonra, bu hisseler yukarıda anlatılan alım satım-uzun vade ayrımına göre tıpkı diğer hisse sahiplikleri gibi değerlendirilir: hak edilen hisseleri uzun vadeli büyüme için tutuyorsanız yüzde 30 kuralı, hemen satıyor veya aktif olarak alım satıma konu ediyorsanız tam piyasa değeri geçerlidir. Birçok kişi RSU’ları sürekli ücretlendirmenin bir parçası olarak alır ve net bir alım satım stratejisi olmadan basitçe elinde tutar; bu durumda, sık ve aktif alım satım örüntünüz yoksa, bunları yüzde 30 tahmini altında uzun vadeli yatırım varlığı olarak değerlendirmek daha yaygın izlenen yaklaşımdır.

Yabancı para birimindeki hisse ve fonlar

Yabancı bir para biriminde, uluslararası bir aracı kurum üzerinden veya yurt dışı bir borsada tutulan hisseler ve fonlar, diğer zekâta tabi varlıklarınıza eklenmeden önce zekât tarihinizdeki güncel döviz kuruyla kendi yerel para biriminize (TL) çevrilir. Aracı kurumunuzun ekrandaki hesap değerinin zaten bir döviz çevrimi yansıtıp yansıtmadığını, yoksa altta yatan piyasanın para biriminde mi verildiğini kontrol etmekte fayda vardır; çünkü birden fazla ülkede veya aracı kurum platformunda hesabı olan yatırımcılar için, tutarlı bir çevrim tarihi kullanmadan birden fazla para birimindeki rakamları birleştirmek, fark ettirmeden hatalara yol açabilir.

Hisse ve fon zekâtında sık yapılan hatalar

Gerçek uzun vadeli yatırımlara tam piyasa değeri uygulamak. Bu, alıp elde tutan (buy-and-hold) yatırımcılar için ödenmesi gereken zekâtı ciddi biçimde abartır; bunun yerine yüzde 30 tahmini (veya kesin bir yayınlanmış rakam) kullanılmalıdır.

Aktif olarak alım satımı yapılan hisselere yüzde 30 kuralını uygulamak. Aktif alım satım varlıkları ticaret malıdır ve değerinin bir kısmı değil tamamı üzerinden zekât ödenir.

Aracı kurum nakit bakiyesinde bekleyen temettüleri göz ardı etmek. Henüz yeniden yatırılmamış temettü nakdi, sıradan zekâta tabi nakittir.

Bir fon kendi kesin zekât rakamını yayınlarken genel bir yüzde kullanmak. Fona özgü yayınlanmış bir yüzde, genel yüzde 30 kuralından daha isabetlidir ve tercih edilmelidir.

Hisse senedi zekâtını nisapla karşılaştırmadan önce diğer zekâta tabi varlıklarla birleştirmeyi unutmak. Hisse senedi varlıkları; nakit, altın, gümüş ve diğer varlıklara eklenir, tek başına nisapla karşılaştırılmaz.

Dört mezhep hisse senedi zekâtında ayrışıyor mu?

MezhepUzun vadeli tutulan hisseler konusundaki tutum
HanefiÇağdaş Hanefi çizgisindeki âlimler, hisseleri şirkette kısmi mülkiyet olarak değerlendirip uzun vadeli varlıklar için genellikle zekâta tabi varlık yüzdesi yaklaşımını uygular.
MalikiBenzer temel ilke: alım satım malı için tam değer, gerçek uzun vadeli yatırım varlıkları için zekâta tabi varlık oranı.
ŞafiiÇağdaş Şafii çizgisindeki fetva kurulları büyük ölçüde alım satım ile uzun vadeli yatırım hisseleri arasındaki aynı ayrımı izler.
HanbeliHisse senetlerinin modern bir finansal araç olması nedeniyle çağdaş hükümler üzerinden uygulanan, diğer mezheplerle tutarlı bir alım satım-yatırım ayrımı.

Halka açık hisse senetleri, klasik dönemde doğrudan bir karşılığı bulunmayan modern bir finansal araç olduğundan, dört mezhebin de çağdaş âlimleri konu hakkında açık klasik metinler yerine klasik ticaret malı ve ortaklık ilkelerine kıyas (qiyas) yoluyla büyük ölçüde benzer bir mantığa ulaşmıştır.

Sık sorulan sorular

Hisselerimin “alım satım” mı yoksa “uzun vadeli yatırım” mı sayıldığını nasıl anlarım?
Kilit soru, niyetiniz ve davranış örüntünüzdür: kısa vadeli fiyat hareketlerinden kâr etmeyi umarak düzenli olarak alım satım yapıyorsanız bu alım satımdır; temettü ve uzun vadeli büyüme beklentisiyle yıllarca elinizde tutuyorsanız bu yatırımdır. Gerçekten karma portföyler bölünebilir: aktif olarak alım satımı yapılan kısma tam değer, uzun vadeli kısma yüzde 30 kuralı uygulanır.
Yüzde 30 rakamı nereden geliyor?
Bu, halka açık tipik bir şirketin toplam varlıkları içindeki zekâta tabi likit varlıkların (nakit, stok, alacaklar) ortalama oranının pratik bir tahminidir; bireysel yatırımcılar için şirket bazında kesin veri mevcut olmadığında çağdaş âlimler ve İslami finans kuruluşları tarafından uygulanabilir bir tahmin olarak benimsenmiştir.
Yüzde 25 mi yüzde 30 mu kullanmalıyım?
Her iki rakam da farklı âlimler ve kurumlar tarafından kullanılmaktadır; ikisi de makul ve savunulabilir bir tahmindir. Mevcut olduğunda, bir fon veya şirketin kendi yayınladığı kesin zekât yüzdesini kullanmak, her iki genel rakama da tercih edilmelidir.
Katılım Endeksi’ndeki fonlar zekâtımı otomatik olarak hesaplıyor mu?
Otomatik olarak değil, ancak birçok Şer’i uyumlu fon sağlayıcısı, kendi fonunun gerçek varlıklarına dayanarak önerilen bir zekât yüzdesi yayınlar; bu, mevcut olduğunda genel yüzde 30 kuralına tercih edilmelidir.
Gerçekleşmemiş sermaye kazançları (unrealized gains) üzerinden zekât öder miyim?
Evet. Zekât, zekât tarihinizdeki elinizdeki varlığın güncel piyasa değerine dayanır; bu da doğal olarak satın alımdan bu yana gerçekleşmemiş kazançları (veya kayıpları) içerir. Zekât ödemek için hisseleri satmış olmanız gerekmez.
Zararda olan hisselerim için de zekât öder miyim?
Zekât, satın alma maliyetiniz değil zekât tarihindeki güncel piyasa değeri üzerinden hesaplanır. Hisseniz zararda ise, düşen güncel piyasa değeri üzerinden (yüzde 30 kuralı veya tam değer, duruma göre) zekât hesaplanır; bu da doğal olarak eski maliyete göre daha düşük bir zekât tutarı anlamına gelir.

Alım satım-yatırım ayrımı neden bu kadar önemli?

Bu ayrımı doğru yapmak, ödenecek miktar üzerinde çarpıcı bir etkiye sahiptir: uzun vadeli bir emeklilik portföyüne yüzde 30 tahmini yerine tam piyasa değeri uygulamak, zekât yükümlülüğünü üç kattan fazla abartabilir; buna karşılık aktif olarak alım satımı yapılan bir hesaba yüzde 30 kuralını uygulamak, gerçek yükümlülüğü aynı oranda ters yönde eksik gösterir. İnsanlar servetlerini gittikçe daha fazla fiziksel nakit veya altın yerine aracı kurum hesapları, endeks fonları ve emeklilik platformları üzerinden tuttukça, bu varlıkları doğru şekilde kategorize etmek ve değerlemek, modern bir zekât hesaplamasındaki en sonuç belirleyici kararlardan biri haline gelmiştir.

Hisse senetleriniz, fonlarınız ve diğer varlıklarınız üzerinden zekâtınızı hesaplamaya hazır mısınız?

Zekât Hesaplayıcısını Aç

Bu site bir hesaplama aracıdır, fetva mercii değildir. Kendi özel durumunuz için yetkin bir âlime veya yerel zekât kurumunuza danışın.

Kaynaklar: Zekât hesaplaması hakkında AAOIFI Şer’i Standartları, halka açık hisse senetleri ve yatırım fonları üzerinden zekât konusunda çağdaş fetva kurulu rehberliği, hisse senedi zekât taraması için İslami finans sektörü metodolojisi.

Zeeshan Abbas ✦ Verified
Yazan & İnceleyen
Zeeshan Abbas
Kurucu · ZakatHisab.com
🕌 AAOIFI Standartları · Dört Mezhep · Canlı Nisab

Zeeshan Abbas, her hesaplayıcının ve rehberin AAOIFI Şer’i Standartlarına göre hazırlandığı, dört Sünni mezhebine (ve gerektiğinde Caferi fıkhına) göre çapraz kontrol edildiği, nisabın güncel altın ve gümüş fiyatlarından canlı alındığı ve içeriğin dokuz dilde özgün olarak yayımlandığı ZakatHisab.com’un kurucusudur.

🕌 İslami Finans 📊 AAOIFI Standartları 🌐 9 Dil 📅 2026 Nisabı
Şuna göre doğrulanmıştır AAOIFI · Dört Mezhep · Ulusal Zekat Kurumları

বাংলা हिन्दी Bahasa Indonesia فارسی العربية اردو Bahasa Melayu English